Neden
Akdeniz? Neden Türk suları ? Neden Yelken?
Türkiye'de makine öncesi, yani yelken ve kürek dönemi
denizcilik konusunda bir araştırmaya girişildiğinde
konuda sayısız eser ile karşılaşılacaktır. Çeşitli
üniversitelerin kitaplıklarında, Devlet ve Müze kütüphanelerinde,
özel koleksiyonlarda hatta sahaflarda bol miktarda
yeni yazılmış, tıpkı basım ya da otantik eski kitap
bulunabilecektir.
Ancak, bu kitapların tamamına yakın bir bir bölümünde
deniz savaşları, keşifler, bahriye kuruluşları, ünlü
denizciler, giysiler, haritalar ve kahramanlık öyküleri
ile benzeri konuların yer almakta olduğuna tanık olunur.
Eğer bunlar yeterli bulunuyorsa diyecek bir şey yok.
Ayrıca, bu eserleri yazanların, hazırlayanların arasında
Katip Çelebi, Seyİt Ali Reis, Piri Reis gibi tarihsel
niteliğe sahip kıymetler ile Feyzi Kurdoğlu, Haydar
Alpagot, Afıf Büyüktuğrul ve onlar gibi değerli
cumhuriyet döneminin saygın isimlerinin de yer almaları
araştırmacıya ayrı bir heyecan verebilecektir.
Pekala. .. Bu kadarı yeterli mi ? Bu savaşlara katılan
gemiler, bu
ünlülerin komuta ettikleri, bu keşifleri gerçekleştiren
gemiler nerede?
Boyları ne kadardı, renkleri nasıldı, kaç direkliydiler,
yelkenleri ne biçimdi, kürekleri var mıydı, silahları,
süsleri neye benziyordu? Kısacası bütün bu olaylann
sessiz tanığı ve alçak gönüllü kahramanları olan gemiler
hakkında ne kadar bilgimiz var?
İşte biz bu çalışmamızda, başlangıcından 19. yüzyıla
kadar Türk denizcilik Tarihi konusunda göze çarpan
bir eksikliğin giderilmesine
yardımcı olabilmek amacıyla sadece gemileri incelemeye
çalıştık.
Türkler, doğudan Anadolu'ya gelip denizle buluştuklarında,
yüzyıllar öncesinden oluşmaya başlamış Akdeniz kültürüne
özgü gemilerle karşılaştılar. Onları kullanmayı öğrendiler,
üstelik de çok üstün bir beceri ile kullandılar. Kısa
zaman içinde Akdeniz'e hakim olup, dokuz yüzyıla yakın
hükümranlık dönemlerinde yüzlerce gemiden oluşan filolara
sahip oldular.
Biz bu çalışmamızın ana konusu olarak o gemileri seçerken
tanık olduğumuz bir eksikliğin yarattığı zorlukları
da aşmaya çalıştık.
Büyük ölçüde, -eksik de olsa sınırlı görsel kaynaklarla
yola çıktığımızda, hiç bir zaman yokluğunu çekmediğimiz
yazılı kaynaklar ve en önemlisi de diğer Akdeniz ülkelerine
ait teknik-bilimsel görsel kaynaklar bize çok yardımcı
oldular.
Türk ve yabancı bilimsel-belge sel kaynaklardan yararlanarak,
bazı gemilerin "Rekonstrüksiyon"unu yapmaya
çalıştık. Türk-Osmanlı teknelerinin tamamen Akdeniz
denizcilik kültürünün eseri olmaları, bizi bu çalışmamızı
sürdürmekte cesaretlendirdi.
Bu nedenle,
-Öncelikle, Giriş bölümünde,
Akdeniz'in genel anlamda denizcilik kültürünü ana
çizgileri ile özetlemeye çalıştık.
-Ardından, Osmanlı'da Deniz Teşkilatı bölümünde, ilerideki
sayfalarda inceleyeceğimiz gemilerin yönetimi, inşası,
donanımı ve donanmanın genel yapısını özetlerneyi
uygun bulduk.
Gemiler bölümünde,
ilk olarak, erken dönemde, Osmanlı donanmasının ana
gücünü oluşturan, kürek ve yelkenli, Çektiri sınıfı
tekneleri ve türlerini,
-İkinci kısımda, Çektirilerin önemlerinin azalmasının
ardından güç kazanan Kalyonları ve diğer yelkenli
savaş gemilerini inceledik.
-Üçüncü bölümde ise, artık sadece andarda yaşamakta
olan ticari amaçlı yelkenli gemilere sınırlı olarak
yer ayırmayı gerekli bulduk.
-Son olarak, kaleme alınışından iki yüzyıl sonra,
ilk olarak çevirisi yapdan "Mikyas-ı Sefain"i
bu dizgeye ekledik.
"Mikyas-ı Sefain" çağdaşlaşma geyreti içinde
bulunan Osmanlı deniz teşkilatında hiç kuşkusuz çok
önemli bir yer tutmaktadır.
Bu noktada, eserlerinden yararlandığımız, Katip Çelebi,
Piri Reis, Seyit Ali Reis, Haydar Alpagot, Feyzi Kurdoğlu,
Nejat Kosal, Hüsnü Tengüz ve Amiral Afıf Büyüktuğrul'u
minnetle anarken, katkılarından dolayı Sn. Hasan Basri
Danışman, Sn. Turgay Erol, Sn. Murat Çu1cu, Sn. Emir
Yener ve Sn.
Kudret Altınkeser' e, teknik çizimlerdeki titiz-özverili
gayretleri için Sn. Antomo Berzoleze ve kardeşim Veysel
Güleryüz' e, değerli redaksiyon çalışmaları ile desteğini
hiç bir zaman bizden eksik etmeyen sevgili kızım Hande
Yüce'ye şükranlarımı sunmayı bir görev bilirim.
Umarız, bu çalışmamız yelken ve kürek dönemi Türk-Osmanlı
savaş ve
ticaret gemileri konusundaki görsel ve biçimsel veri
eksikliğini bir ölçüde de olsa giderir. Böylece bu
konuda çalışan araştırmacılara yararlı olacak bir
kapıyı aralayabilir.
Ahmet
Güleryüz, 2004
|