Ulaşım kayıkları
İstanbul kayıkları ölçüleri,
şekilleri ve tezyinatları itibarile diğer Akdeniz teknelerinden
ayrı bir hususiyet taşırlardı. Kayıklar Haliç ve Boğaziçi
güzelliklerini seyredebilecek bir endazede yapılmışlardı.
Süslerini nakışlar ve oymalar teşkil ederdi. Renkleri Türk
kırmızısı, yeşil son devirlerde beyaz ve vernik sürülmüş tahtadan
açık, koyu sarı idi. Vernikli piyadelerin kenarlarına 1-2
sıra koyu lacivert, mor, siyah, yeşil veya som yaldızdan şeritler
çekilirdi.
Kayıklar gördükleri hizmetlere
göre kırlangıç, preme, Pazar kayığı, piyade, mumhane sandalı,
ateş kayığı, yangın kayığı, alet kayığı, safra kayığı, mezbele
kayığı gibi isimler alıyordu.
Saray ve devlet ricaline aid
kayıklar tersanede yapılırdı. Bu resmi vasıtalar makama mahsustu
ve binilmeyen günlerde kayıkhanelerde dururdu. Paşaların kayıkları,
yalılarının kayıkhanelerine çekilirdi.
Her sene yeniden yapılan veya
tamirlerden geçirilen kayıklar devlet bütçesine büyük bir
yük teşkil ediyordu. İnşaaları en ala kumaşlardan tefrişleri,
Nakkaşhanede elvan boyalarla yapılan yaldızları pahalıya mal
olurdu.
O devirlerde İstanbulda kayıkçılık
mühim bir sanattı. Piyadelere ince endazeyi veren ustalar,
maharetli nakkaşlar, yaldızcılar ve kürekçiler vardı.
En muhteşem kayıklar saraya
aid olanlardı. Bunlar padişaha, valide sultana, hükümdar mahiyetindekilere
ve harem takımına mahsus muhtelif büyüklükte teknelerdi.
Devlet ve ilmiye ricalininde
rütbelerine, sınıflarına göre ayrı ayrı kürek adedinde kayıkları
olurdu. İki çifte, üç çifte, dört çifte, beş çiftelere binmek
bir teşrifat meselesiydi.
Padişahlar köşklü saltanat
kayıklarına, ya da köşksüz yedi, beş, dört çiftelere binerlerdi.
Bunlardan bazılarına tebdil kayığı denir ve bunlara binildiği
vakit merasim yapılmazdı.
Bilhassa donanmaya giderken
(filikalara süvar) olurlardı. Filikaların kürekleri bahriye
neferlerinden seçilirdi. Bunlar ayrı bir kıyafet taşırlardı.
Padişahların deniz seferlerine
iştirakte bindikleri teknelere (baştarde) derlerdi. 15. Asırda
bu kadırgalar Sultan Beyazıd köşkü yanındakitersanede yapılırdı.
1585 senesine kadar padişahların burada binmelerine mahsus
yaptırdıkları teknelere (yeşil kadırga) ismi verilmişti.
Bu kadırgaların bilhassa oturulan
köşkü çok müzeyyen olurdu. Devrin en usta sanatkarları bu
kayık tahtının tezyininde çalışırlardı.
18. asırda kayık köşklerinin
direkleri ve baş tarafındaki kartallar gümüşten yapılırken
19. Asırda altın yaldızlı tahtadan imal edilmeye başlanmıştı.
II. Mahmud 1832 yılında kayıkların
şeklinde değişiklik yaptırmış ve bugün muhafaza edilen şekil
ve endazedeki kayıklar tipinde tekneler inşa ettirmişti.
19. asırda Osmanlı hükümdarlarının
saltanat kayıkları 13 çifte köşklü ve kuşluydu. Valide sultanların
kayıklarıda muhteşemdi. Köşklü ve köşksüz kayıkları mevcuttu.
Sarayda haremin en nüfuzlu
kadın siması olan ve büyük bir rütbe sahibi bulunan hazinedar
ustaya(devletlu, ismetlu) denilir ve kendilerine bir beş veya
iki de üç çifte kayık tahsis edilirdi.
Padişah kızları ve kadınlarıda
beşer çifte kayığa binerlerdi. Şehzadelerin beşer, dörder
çifte kayıkları olur, mahiyetindekilere mahsus kayıklarda
bulunurdu.
Abdülmecid ve Abdülaziz devirlerinde
şehzadelerin müteaddid çifte kayıkları, kikleri ve filikaları
vardı. Sultan aziz, veliaht murad efendiye süreyya vapurunu
ihsan etmişti. Şehzadeler arasında yalnız veliaht bu vapurla
gezintiler yapardı.
Saray kadınlarının bindiği
kayıklar kırlangıç adını alırdı. Bunlar hafif yelkenli ve
seri yollu teknelerdi.
1823 senesinde padişahın Hazinedar
Ağasının 11 oturak sandalı ve yedi çifte piyadesi vardı. Baş
mirahur yedi çifteye, ikinci mirahur beş çifteye binerlerdi.
Çuhadar ağa ile Bebablar büyük kethudasınada yedişer çifte
kayıklar tahsis olunmuştu.
Darüsseade ağalarının bir
beş ve üç tanede üç çifte kayıkları mevcuttu. Kaptan paşalar
kara kancabaş, yeşil kancabaş denilen yedi çifte kayıklara
süvar olurlardı. Karadeniz boğazı Nazırı Devletlülere mahsus
teknelere (kabanarin) denilir ve bunlar beş çifte kürekle
çekilirdi.
Donanmada bugünkü motorların,
eski istimbotların yerinde filikalar vardı. 1795`te tersanede
bulunan frenk mimarlar, kaptan paşaya kendi tarzlarında yeni
bir filika inşa etmişler ve bu tekne çok beğenilmişti.
Bu vasıtalarda bahriye erleri
büyük bir maharetle kürek çekerlerdi. Bu intizam ticaret gemileri
filikalarında görülmez. Muntazam kürek çekmeleri için daima
emirler çıkarılırdı.
Kayık sandal tipleri zamanla
değişiyor, bu teknelere yeni ilaveler yapılıyordu. 1873`de
dağıstanlı Yusuf efendi çarhlı bir kayık inşa etmiş ve bunun
köprüler arasında işlemeisne müsaade istemişti.
Sonraları makinalı kayıklar
bir hayli ilerledi. 1881`de sünger avcılığında bu tip kayıklar
kullanılmaya başladı. O tarihlerde devlet sünger ve balık
avcıları hakkında tedbirler alıyordu. Bilhassa marmarada ecnebilerin
(pranga denilen yirmibeşer tonilatoluk güverteli kayıklarla
ve yelken açarak) dolaşıp balık tutmaları men ediliyordu.
Kayıkların, filikaların kürekçileride
devir devir muhtelif elbiseler giyerlerdi. 1795`de tersanedki
bu kayıkçılara eskisi gibi (siyah aba, beyaz aba, beyaz keçe)
veriliyordu.